Türk Sineması Şu Korku İşini Bir Türlü Çözemedi

Bu hafta gösterime giren Türk korku filmi Konak, sinemamızın korku dolu filmleri arasında bir yolculuk yapmayı zorunlu kılıyor. Türk korku filmleri hakkında aşağıda okuyacağınız zihni sinir sorularımızın kaynağı biz değil, bu filmlerin yaratıcılarıdır

Türk sinemasının korku ve gerilim türleriyle arasının pek iyi olmadığı aşikâr. Bu da çok normal. Türkiye gibi, her an her şeyin olabileceği bir ülkede insanlar o kadar korkunç şeyleri görüp kanıksıyor ki, sinema filmleri kesmiyor seyirciyi. Ama yine de sinemacılarımız uğraşıyor. Özellikle Okul ile başlayan süreçte birçok film çekildi. Son örnek de bu hafta vizyona giren Konak. Malum, korku ve gerilim sinemasının belirli klişeleri vardır. Bu klişelere bel bağlamayan filmler özgünlükleriyle genelde sinema tarihinde iz bırakır. Ama klişelerin yerli yerinde kullanıldığı filmler de seyircinin kabulü. Türk sineması da son 10 yıldır bu korku gerilim türüyle haşır neşir oluyor. Şu ana kadar öyle çok özgün bir film çıkartmış değiliz. (Ama yine de Küçük Kıyamet‘i ayrı bir yere koymakta fayda var). Sorun şu ki, sinemacılarımız şimdiye kadar çekilen yabancı filmlerden ödünç aldıkları klişeleri pek de doğru düzgün kullanamıyorlar. Bundan olsa gerek, Türk korku gerilim filmlerinin gösterildiği sinema salonlarından ürperti ve çığlık sesleri yerine ağırlıklı olarak gülme sesleri geliyor. Nedir bu klişeler diye son 10 yılda çekilmiş korku gerilim türündeki Türk filmlerini inceledik. Klişeleri tespit ettikten sonra da “bunların bir açıklaması olmalı” diye mantık yürütmeye çalıştık.

yazının devamı—>
1- Korku sineması neden hep gençleri telef ediyor?
Genç onlar, kanları kaynıyor. Erkekler için serde delikanlılık da var tabii. Ya kadınlar? Onların da cesaret, iş bitirme konusunda erkeklerden aşağı kalır yanı yok. Hal böyle olunca, korku ve gerilim sinemasının ana karakterleri gençler oluveriyor. Bu yüzden de olmadık işler onların başına geliyor. Bir kısmı film icabı da telef oluyor. (Okul, Gomeda, Araf, Konak, Büyü, Dabbe, Gen ve Musallat‘ın ana karakterlerinin genç olması boşuna değil.)

2- İlle de gençlerin bir yolculuğa çıkması şart mı?
Bu işin olmazsa olmazı… Yola çıkılsın, hareket olsun… Tabii kimi ödev, kimi tatil, kimi de görev icabı yola düşüyor. Lakin bizim Türk gençleri biraz havai oldukları için uzun yola çıkarken arabanın bakıma sokulması gerektiğinden habersiz. Onun için de yolda arabaları bozuluyor. Bakınız Gomeda ve Konak.

3- Dehşete maruz kalan gençlerden birinin ansızın bilgiç kesilmesine ne demeli?
Eee, her grupta zeki bir arkadaşın olması şart. Bu arkadaşın kendini gösterip zeki olduğunu kanıtlaması için de, filmin bir yerinde başlarına gelen absürd meselelere mantıklı bir şekilde açıklama getirmesi gerekiyor. Lakin bizim korku gerilim filmlerinde genelde kadınlar bu görevi üstleniyor. Dabbe, Okul ve Gomeda‘da bu klişe ziyadesiyle kullanılır.

4- Grupta en az iki güzel kız olması ve ölümle burun buruna gelmişken bile onların kendi aralarındaki rekabetten vazgeçmemeleri kadınlar arası bir durum şeklinde açıklanabilir mi?
Grup korkudan tir tir titrerken iki kızın genelde de bir erkek yüzünden eski defterleri açması başka nasıl açıklanabilir? Okul‘da, Büyü‘de, Konak‘ta ve Gomeda‘da bu türden bir olayla karşılaşmamız bundan

5- Gruptakilerden birinin sürekli ölümü hatırlatan ani repliklerle grubun moralini sıfırlama çabası insan doğasına uygun mu?
İzlediğimiz filmin korku türünde olduğu arada unutuluyor. Birinin ‘Hepimiz öleceğiz’ diye bize ne izlediğimizi hatırlatması gerekiyor. Dabbe, Büyü ve Okul‘da bu hatırlatmalara denk gelmemiz de bu yüzden.

6- Tekinsiz mekânlardan çıkmak neden zordur?
Korku gerilim sinemasının en önemli klişelerinden biridir. Oturduğumuz ev, konakladığımız otel falan aslında gençlerin telef olacağı mekânlar olabilir. Oraya giriş vardır ama çıkış yoktur. Her türlü çıkış yolu kapalıdır. İlla bir şey engel olur. Konak‘ta, Dabbe‘de ve Okul‘da ve Gen‘de bu klişeyle karşılaşırız.

7- Başa bela yaratıkların cinsi sapık olması bir tesadüf mü?
Eee bu toplumda cinsellik tabu. Bir öpüşme sahnesinin bile bu tabunun yıkılmasında ne kadar faydalı olduğunu dizilerdeki sahnelerden biliyoruz. Film yönetmenleri de bu konuda sosyal bir sorumluluk hissediyor olmalılar. Meseleye yaklaşımları biraz garip olsa da, onlar da bir görev duygusuyla hareket ediyor. Büyü‘de Musallat‘ta görünmez yaratıkların bizim boyuta geldiklerinde kadınları rahatsız etmesi herhalde bu yüzden.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s