Silahlarıyla yaşayanların hikayesi

Johnny Depp’in son filmi Halk Düşmanları ünlü banka soyguncusu John Dillinger’ın yakalanış öyküsün anlatıyor. Tam bir sinema şöleni. Sakın kaçırmayın
1930’larda ABD toplumsal bir değişim geçiriyor. Büyük bunalımın toplumda yarattığı isyan hali devlete, kanunlara karşı başkaldıranların kahraman olarak anılmalarına sebep oluyor. Özellikle halkı sömüren bankaları soyan John Dillinger gibi karizmatik ve akıllı insanlar bu isyan duygusundan en fazla yararlananlar. Girdiği bankada müşteri olarak bulunanların paralarına el sürmeyen, kadınların yanında küfür etmeyen ve sadece bankanın paralarını alacağını ifade eden bir kahraman-haydut tiplemesi Dillinger. Bir de efsanevi aşkı ve onun için hayatını tehlikeye atması ününü ve karizmasını daha da artırıyor. Şimdiye kadar söylediklerimiz bu hafta vizyona giren Halk Düşmanları’nın konusu olduğu kadar ünlü banka soyguncusu Dillinger’in gerçek hayat öyküsü. Filmin yönetmeni Michael Mann bu tür filmlerin zaten yabancısı değil. İkili kahramanlar, polisler ve haydutların arasındaki çekişmeye hiç de yabancı değil Mann. 1995 yılında Heat’i çektiğinde Al Pacino, Robert De Niro ile, 2004 yılında Collaterall filmindeyse Tom Cruise ve Jamie Foxx ile aynı sihri yakaladı. Halk Düşmanları’nın ve bütün saydığımız filmlerin en büyük özelliği karakterlerin haydut veya polis asla iyi veya kötü olarak kategorize edilememeleri. Zaten gerçek hayatta böyle değil midir? Kimse tamamıyla iyi veya kötü olamaz. Mann’in filmlerindeki karakterlerde böyle. Tabii böyle bir derinliği iyi yönetmenlik dışında iyi oyuncuların da sağladığı bir gerçek. Halk Düşmanları’nın kadrosu mükemmel. Bu mükemmellik isimlerin ününden daha çok, filmde gösterdikleri performanstan kaynaklanıyor. Johnny Depp ve Christian Bale döktürüyorlar. Hele hapishanede karşılıklı bir diyalogları var ki bu sahneyi herkesin dikkatle seyretmesini öneririm. ABD siyasi ve toplumsal hayatında çok önemli bir yer edinmiş olan, aynı zamanda FBI’yı kuran J. Edgar Hoover’ı filmde canlandıran Billy Crudup belki de kariyerinin zirvesine çıkıyor. En son Watchmen’de Dr.Manhattan karakterinde izlediğimiz Crudup alkışlarımızı alıyor. Oyuncuları sayarken filmin en iyi performansını gösteren isme geldi sıra. Dillinger’ın sevgilisi Billie Frechette’i canlandıran Marion Cotillard son dönemlerin en yetenekli oyuncularından. Bir bakışı ve vücut diliyle yüzlerce satır diyalogun hissettiremediklerini anlatan oyuncu bu filmle yine zirvelerde. 2007 yapımı Kaldırım Serçesi’nde Edit Piaf’ı canlandıran Cotillard kaldığı yerden devam ediyor. Johnny Depp ile muhteşem bir uyum sağlıyorlar. John Dillinger gibi karizmatik bir haydudun hayatı zaten sinemanın ruhuna uygundur. Ama böyle oyunculuklar ve yönetmenlik söz konusu olduğunda bambaşka bir hal alıyor öykü. Filme göndereceğim tek eleştiri filmin dijital kamera ile çekilmesi. Hollywood’un böylesi bir tekniğe ve ucuzculuğa ihtiyacı yok. 35 mm filmin etkisini ve büyüleyiciliğini asla yakalayamayacak bir teknoloji olan dijital çekimlerin Hollywood’a kadar elini uzatmasından hiç de haz etmiyorum.

FİLM KRİTİK: SERDAR AKBIYIK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s