Henri de Toulouse-Lautrec

Henri de Toulouse-Lautrec

Fransız ressam (1864-1901) Henri de Toulouse-Lautrec, 1890’ların Paris kabarelerini ve gece yaşamını konu alan resimleriyle tanındı. Toulouse-Lautrec’in en çok sevdiği ve en sık işlediği konular dans salonları, kafeler, tiyatro sahneleri ve at yarışlarıydı. Özgür çizgilerden ve çarpıcı renklerden oluşan resimlerinde son derece canlı bir gözlem gücü ve derin bir duyarlık egemendir. Toulouse-Lautrec Güney Fransa’daki Albi’de, soylu bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Resim yapmaya 10 yaşında başladı. Çocukluğunda üst üste geçirdiği iki kazada kalça kemiklerini kırdı. Bu olay bacak kemiklerinin büyümesini engelledi.

Sakatlığı yüzünden mutsuz bir gençlik dönemi geçiren sanatçı kendini tamamen resme adadı. Sonraki yıllarda resim çalışmak üzere Paris’e gitti. Önceleri dönemin önde gelen sanatçılarından Fernand Cormon’un atölyesine girdiyse de, bir süre sonra serbest çalışmaya karar vererek atölyeden ayrıldı. Sanatçı mahallesi olarak tanınan Montmartre’a yerleşti. Paris’in renkli ve hareketli ortamında günlerini resim yaparak ve içki içerek geçiriyordu. O yıllarda şarkıcı ve kabare sahibi Aristide Bruant, resimlerini kabaresinde sergilemesine izin verdi. Bu olay sanatçının kısa zamanda adını duyurmasına yol açtı. O yıllarda Paris’in hareket ve eğlence dolu gece yaşamını konu alan resimler, ayrıca çok sayıda afiş yaptı.

1891’de yaptığı Moulin Rouge-La Goulue adlı ilk afişiyle büyük ün kazandı. Toulouse-Lautrec afiş sanatının gelişmesine katkıda bulunan ilk önemli afiş sanatçılarından biriydi. Afişlerinde daha çok dönemin ünlü kabare şarkıcılarını ve dansçılarını resmetti. Ünlü dansçı Jane Avril ve şarkıcı Yvette Guilbert sanatçının resimlerine sık sık konu oldular. Yapıtlarındaki çarpıcı renkler, uyum, hareket ve yaşam dolu hava, perspektif kurallarını hiçe sayan özgür üslubu Toulouse-Lautrec’in sanatçılar arasında özgün bir yer edinmesini sağladı. 1886’da Vincent Van Gogh’la tanıştı. İki sanatçı ertesi yıl Le Tabourin kabaresinde birlikte sergi açtılar. Toulouse-Lautrec en çok İzlenimci ressam Edgar Degas’dan (bak. DEGAS. Edgar) ve Japon resim sanatından etkilendi. Gece yaşamının insanlarını, kafelerde yaşanan neşenin ve alkolün ardına gizlenen hüznü büyük bir ustalıkla tuvaline geçirdi. 1890’ların sonlarına doğru grafik ve taşbaskı çalışmalarına ağırlık verdi.

Yağlıboya ve afiş çalışmalarının yanı sıra tiyatrolar için broşür ve program kartları hazırladı. Kötü beslenme, uykusuzluk ve fazlaca içki içerek geçirdiği gece yaşamı sanatçının sağlığının bozulmasına yol açtı. Çok bağlı olduğu annesi 1899’da Paris’ten ayrılınca ağır bir bunalıma düştü. Aynı yılın şubat ayında Neuilly-sur-Seine’de bir sanatoryuma kaldırıldı. Hastanede kaldığı yıllarda, aklında kalan at yarışlarını ve sirk görüntülerini resimledi. Mayısta hastaneden çıkarak yeniden resim yapmaya ve içki içmeye başladı. Sağlığı sürekli kötüye gidiyordu. Bir süre sonra annesini görmeye Malrome Şatosu’na döndü, bir yıl sonra orada öldü. Toulouse-Lautrec’in tabloları bugün dünyanın belli başlı müzelerinde ve galerilerinde sergilenmektedir.

Sanatçının başlıca yapıtları:

  • Fernando Sirki (1888)
  • Moulin Rouge’da Dans (1890)
  • Moulin Rouge’da (1892)
  • Jane Avril Dans Ediyor (1892)
  • Bas Başa Akşam Yemeği (1899)

Toulouse-Lautrec’in üslûbu, çizginin biçimleyici etkisi üstüne kuruludur.

Figürlerine belli bir hacim duygusu kazandıran çizgisi, üslûbunun gerçekçiliğe (realizm) ve aşırı idealleştirmeye düşmesini önlemiştir.

Onun sanatını çağdaşlarından ayıran başlıca özellik, gerçekçilikle idealizmi özgün bir yapı içinde kaynaştırabilmesidir.

Deseni çoğunlukla, figürlerin çeşitli yüzeylerini birleştirmek gibi bir işleve hizmet eder.

Kütlelerin mekân derinliği içinde çarpıcı bir biçimde dağılmasını sağlayan bu yaklaşım David, Ingres ve Degas’da belirginlik kazanan Fransız desen geleneğinin bir uzantısı niteliğindedir.

Toulouse- Lautrec, Manet, Renoir ve özellikle de Degas’nın yapıtlarından tanıdığı İzlenimcilik’e (Empresyonizm) (1886-1887 yıllarındaki kısa bir dönem dışında) uzak durmuştur.

Öte yandan İzlenimciler’in deneylerinden kaynaklanan serbest fırça vuruşlarını figürlerinin biçimsel ve kişisel karakterlerini vermekte ustalıkla uygulamıştır.

Üslûbunun kendine özgü bir nitelik kazanmasında Degas’nın ve az da olsa Gauguin’in etkileri vardır.

Ayrıca o dönemde Paris’te yeni yeni tanınan ve yaygınlaşan Japon baskı sanatı onu etkilemiştir.

Afiş tasarımcılığına karşı duyduğu ilgi ile birleşen Japon baskılarının etkisi, Toulouse-Lautrec’in Izlenimcilikten ve Simgecilik’ten (Sembolizm) sıyrılmasına yardımcı olmuştur.

Böylece desenle serbest fırça vuruşlarının anlatım gücünün bütünleştirilmesine dayanan bir üslûp geliştirmesi kolaylaşmıştır.

ESERLERİNİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s